Type to search

Avrupa, Türkiye ve Çevresi…

GB Geo-Blog

Avrupa, Türkiye ve Çevresi…

Global Brief’teki geo-blogger köşesinde Türkçe yazılarıma pek yakında başlıyorum. Avrupa ve Türkiye’nin etrafındaki krizleri, çatışmaları ve sınırlı da olsa işbirliği fırsatlarını kaleme alacağım bu yazıların odağında bazen Avrupa Birliği’nin (AB)/Avrupa’daki aktörlerin tutumları, bazen de Türkiye’nin dış politikası yer alacak. 

Bu kısa tanıtım yazısını yazmak için masa başına oturduğum 7 Ekim 2019’da, Türkiye Beyaz Saray, ABD Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon’dan gelen karışık mesajlara rağmen ve/veya ABD’nin yaktığı sanılan yeşil ışıkla birlikte Fırat’ın doğusuna yönelik olası bir harekâta hazırlanırken, Almanya ve Fransa tek taraflı ve IŞİD’e karşı koalisyonun çıkarlarına aykırı bu operasyonun önlenmesini salık veriyordu. Aynı zamanda, AB Komisyonu’ndan Suriye’deki krizin ancak siyasi yöntemlerle çözülebileceğini belirten askeri harekât karşıtı bir mesaj geliyor; diğer yandan AB Başkanı Tusk, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarını yasadışı kabul ederek, AB’nin Kıbrıs’ın arkasında yer aldığını belirtiyordu. Yani, sadece bir günde bile Türkiye ve Avrupa’nın kesişen yakın coğrafyasında yaşanan gelişmelerin, göç, terörizm ve enerji güvenliği bağlamındaki doğrudan etkileriyle Avrupalı aktörleri “anında” kaygılandırdığını söyleyebiliyoruz. 

Sadece bir günde bile Türkiye ve Avrupa’nın kesişen yakın coğrafyasında yaşanan gelişmelerin, göç, terörizm ve enerji güvenliği bağlamındaki doğrudan etkileriyle Avrupalı aktörleri “anında” kaygılandırdığını söyleyebiliyoruz.

Sadece günlük olarak değil, genel olarak baktığımızda ise, Avrupa bir yandan Türkiye’nin de çevresi ile kesişen komşuluk bölgesinden ulus-ötesi suçlar, terörizm, göç, enerji kaynaklarının sınırlılığı gibi tehditleri ithal ederken, diğer yandan da kendi içinde Britanya’nın AB’den çıkış süreci (Brexit), aşırı sağın yükselişi, ekonomik ve ekolojik kriz gibi sorunlarla baş etmeye çalışıyor. Avrupa Birliği ulus-üstü bir kuruluş olarak kendi geleceğinin belirsizliğini giderebilmek amacıyla çeşitli senaryoları masaya yatırsa da, Fransa ve Almanya Avrupa bütünleşmesini Britanya’nın eksikliğinde nasıl ilerleteceklerine dair afaki planlar yapsa da, AB özellikle bölgesindeki bu dış politika meselelerine karşı bütüncül bir aktör olarak hareket edemiyor. Avrupa’yı ilgilendiren dış politika krizlerinde son söz, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik olası operasyonu örneğinde olduğu gibi, tek ses olarak AB merkezinden değil, ayrı ayrı üye devletlerden geliyor. 

Avrupa’yı ilgilendiren dış politika krizlerinde son söz, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik olası operasyonu örneğinde olduğu gibi, tek ses olarak AB merkezinden değil, ayrı ayrı üye devletlerden geliyor.

Avrupa, Türkiye ve çevresinde yukarıdaki genel çerçeve dahilinde olup bitenlere dair görüşlerimi Kanada’da on yıldır yayınlanan ve dünyanın dört bir yanındaki okuyucu kitlesi ile buluşan bu prestijli derginin blogunda paylaşmama fırsat veren editörümüz Irvin Studin’e teşekkürlerle bu ön-izlemeyi bitireyim. Avrupa’nın yeni yönetim kadrosu ve bu kadroyu bekleyen dış politika sorunlarını yazacağım ilk yazıda görüşmek dileğiyle… 

Categories:
Tags: